Murat Çultu’dan Mustafa Bozbey’e açık mektup! “Mustafa Bozbey Herkes Kara Bir Sen mi AK’sın?”

SSANEM DEMİRLEK
1 okunma
Murat Çultu’dan Mustafa Bozbey’e açık mektup! “Mustafa Bozbey Herkes Kara Bir Sen mi AK’sın?”

Mustafa Bozbey Herkes Kara Bir Sen mi Ak sın?

Yaşanan gelişmelerin ardından Bursa’da birçok CHP’li aynı soruyu soruyor:

Seni yıllardır uyaranlar mı haksızdı, yoksa bugün ortaya çıkan tablo mu?

Belediye yönetimiyle ilgili eleştiriler ilk kez bugün yapılmadı. Yıllardır belediye iştiraklerinde yaşandığı öne sürülen usulsüzlükler, kadrolaşma tartışmaları, atamalar, ihale süreçleri ve belediye çevresinde oluştuğu iddia edilen güç odakları hakkında sayısız uyarı yapıldı. Ancak bu eleştirilerin üzerine gitmek yerine, çoğu zaman eleştirileri dile getirenler hedef haline getirildi.

Geçtiğimiz yıl, CHP’nin adının tartışmaların dışında tutulması gerektiğini söyleyen, belediyedeki uygulamalara yönelik eleştirilerini parti içinde dile getiren birçok kişi, Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’ın imzasıyla disiplin süreçleriyle karşı karşıya kaldı. Böylece tartışılan iddialar değil, o iddiaları gündeme getirenler sorgulanmış oldu.

Oysa Bursa kamuoyu yıllardır aynı soruları soruyordu.

Tarım AŞ’de neler yaşanıyordu?

Kültür AŞ’de ortaya atılan iddialar neden açıklığa kavuşturulamıyordu?

Burkent AŞ ve diğer iştiraklerde konuşulan konular neden şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmıyordu?

Neden aynı isimler sürekli tartışmaların merkezinde yer alıyordu?

Ve neden yapılan uyarılar dikkate alınmıyordu?

Bugün gelinen noktada bu soruların tamamı yeniden gündeme gelmiş durumda.

Öte yandan CHP örgütü içerisinde uzun süredir konuşulan bir başka konu da belediye kaynaklarının parti içi dengeleri etkilemek amacıyla kullanıldığı yönündeki eleştirilerdi. Özellikle Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Binted ve Tarım AŞ üzerinden gerçekleştirilen işçi alımlarıyla bazı delegeler ve parti yapıları üzerinde siyasi etki oluşturulmaya çalışıldığı, böylece örgüt yapısının dizayn edilmek istendiği yönündeki iddialar yıllardır CHP kulislerinde konuşuldu.

Birçok partiliye göre bu durum sadece bir kadro meselesi değil, doğrudan parti içi demokrasiye müdahale anlamına gelen bir siyasi mühendislik girişimiydi.

Daha düne kadar her platformda “Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’dur” diyerek örgüte mesaj verenlerin, bugün yönünü tamamen değiştirerek CHP içerisindeki tüm tartışmaların merkezinde bulunan Özgür Özel ekibine açık destek vermesi de ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Partinin son dönemde yaşadığı krizlerde, örgütü ayrıştıran söylemlerde ve CHP’nin kurumsal kimliğini yıpratan süreçlerde adı geçen kadrolara verilen bu açık destek, birçok CHP’li tarafından ilkesel değil, konjonktürel bir tercih olarak değerlendiriliyor.

Daha da dikkat çekici olan ise, Kemal Kılıçdaroğlu’nun temsili mezar taşıyla hedef alındığı ve siyasi provokasyona maruz bırakıldığı bayramlaşma görüntüleri sonrasında bile herhangi bir kınama mesajı yayımlanmamış olmasıdır. Yıllarca arkasında durulduğu söylenen bir genel başkana yönelik böylesine seviyesiz bir saldırı karşısında sessiz kalınması, parti tabanında büyük rahatsızlık yaratmıştır.

Bugün CHP’nin kurumsal itibarı zarar görüyorsa, bunun nedeni eleştirenler değil; yapılan eleştirileri düşmanlık olarak gören anlayıştır.

Yöneticilik yalnızca makam sahibi olmak değildir. Gerektiğinde hesap verebilmek, eleştiriye açık olmak ve siyasi sorumluluk üstlenebilmektir.

Sorun çıktığında bürokratları suçlamak kolaydır.

Tartışma büyüdüğünde yardımcıları işaret etmek kolaydır.

Eleştirenleri disipline sevk etmek de kolaydır.

Zor olan ise dönüp aynaya bakmak ve siyasi sorumluluğu üstlenmektir.

Bugün Bursa’da birçok CHP’li hâlâ aynı soruların cevabını bekliyor:

Yıllardır yapılan uyarılar neden dikkate alınmadı?

Belediye iştirakleriyle ilgili iddialar neden tam anlamıyla aydınlatılmadı?

Parti örgütü üzerinde etki oluşturduğu öne sürülen yapılar neden dağıtılmadı?

Kimler korundu?

Kimler kollandı?

Ve bütün bu süreçlerin siyasi sorumluluğu kime ait?

Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir kişinin kariyer planının, hiçbir grubun siyasi hesabının ve hiçbir yerel iktidar alanının aracı değildir.

CHP, milyonlarca insanın emanetidir.

Bu emaneti korumak da makamları korumaktan çok daha değerlidir.

Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül verenler, partilerinin şaibelerle, tartışmalarla ve iddialarla değil; dürüstlük, liyakat ve temiz siyaset anlayışıyla anılmasını istemektedir.

Bu nedenle CHP’nin gerçek sahipleri olan örgüt emekçileri ve partililer, partilerini kirleten her anlayışla mücadele etmeye devam edecektir.

Ve bunu herkes böyle bilmelidir.

 

Kaynak:https://muratcultu.com.tr/mustafa-bozbey-herkes-kara-bir-sen-mi-ak-sin/

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın

Aşağı kaydırdıkça sonraki haber otomatik yüklenir