Bahçeli: AB, Türkiye’yi bekleme odasında tutuyor!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda gerçekleştirdiği konuşmada, “Avrupa Birliği, Türkiye’yi bekleme odalarında tutarken kendi stratejik ufkunu daraltmıştır” şeklinde ifade etti.
ANKARA (Gazete Bursa) – MHP Lideri Bahçeli, konuşmasında önemli başlıklar üzerinde durdu.
Ankara, işgal tehdidi kapıya dayandığında geri adım atmayan bir iradenin sembolüdür. Bu irade, yokluk içinde devletimizi yeniden inşa eden ve milletine bağımsızlık kazandıran bir ferasettir.
Bir zamanlar direnişin merkezi olan bu şehir, günümüzde küresel güvenlik mimarisinin tartışıldığı uluslararası platformlara ev sahipliği yaparak, yeni dönemin stratejik tartışmalarına yön veren bir merkez konumundadır.
Bu nedenle Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi, sıradan bir diplomasi etkinliği olarak değerlendirilmemelidir; bu durum, eksik ve sığ bir analiz olacaktır.
Toplantıda, yetmiş yılı aşan ittifak ilişkilerinin muhasebesi yapılmış; Soğuk Savaş döneminin hayalet cephe hatlarından günümüzün çok katmanlı güvenlik sorunlarına uzanan uzun bir yol ele alınmıştır.
Burada; 5. maddenin ortak savunma ruhunun yanı sıra Ukrayna’ya sağlanan askeri desteğin geleceği, 50 milyar doları aşan yeni tedarik hamleleri ve savunma sanayiinde ortak üretim arayışları gibi konular detaylı bir şekilde incelenmiştir.
Ayrıca, Avrupa’nın yıllarca ertelediği caydırıcılık sorunları, müttefikler arasındaki ambargo ve kısıtlama çelişkileri, İran’ın nükleer programı, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliği ve Suriye’deki gelişmeler de tartışılmıştır.
Bu zirve, müttefikliğin yalnızca kameraların önünde verilen pozlardan ya da kriz anlarında yapılan yüzeysel kınama mesajlarından ibaret olmadığını göstermiştir. Gerçek müttefiklik, adalet, samimiyet, üretim, paylaşım ve dayanışma üzerine inşa edilmelidir.
Devletler ve ittifaklar, sadece süslü beyanlarla değil; zor zamanlarda sınanan sadakatler ve iradenin gösterdiği kararlılıkla varlıklarını sürdürebilirler.
Kadim Türk devleti geleneği, bu gerçeği zamanın unutturamayacağı bir esas olarak akıllarımızda tutmuştur.
Bilge Tonyukuk’un “Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım” sözü, devleti kurmanın ve yaşatmanın zorluğunu vurgulamaktadır.
NATO Zirvesi devam ederken, dünya dikkatini Ankara ile Hürmüz Boğazı arasında yoğunlaştırmıştır.
Bu süreçte Trump, mutabakatın kendisi için sona erdiğini belirtmiştir. Bu durum, sadece Washington ile Tahran arasındaki gerginliğin bir yansıması değildir.
Önceki günlerde bu platformdan mutabakat konusundaki memnuniyeti dile getirmiş ve verilen sözlerin nihayete ulaşmasının önemine vurgu yapmıştık.
Diplomasinin, barışa susamış insanlığa geçici bir umut sunmak mı yoksa kalıcı bir çözüm iradesi mi olduğunu sorgulamıştık.
Üst üste gelen olumsuz gelişmeler, barış çabalarına duyulan güveni sarsmıştır.
Ankara Zirvesi’nin ardından Avrupa başkentlerinde Türkiye’nin müzakere sürecinin yeniden ele alınması gerekeceği aşikardır.
Avrupa’nın stratejik geleceği masaya yatırılmalı, hakça bir gelecek planı oluşturulmalıdır.
Çünkü Avrupa’nın karşılaştığı sorunlar, eski yöntemlerle yönetilemeyecek kadar karmaşıklaşmıştır.
Enerji arz güvenliği ve düzensiz göçten, savunma kapasitesi ve demografik daralmaya kadar birçok alanda Avrupa yeni bir yol ayrımındadır.
Bu yol ayrımında göz ardı edilmemesi gereken bir gerçek vardır: O gerçek Türkiye’dir!
Ukrayna’dan Karadeniz’e, Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Doğu Akdeniz’den Ortadoğu’ya kadar geniş bir jeopolitik kuşakta Türkiye’nin yer almadığı hiçbir güvenlik denklemi kalıcı olamaz.
Türkiye’nin dışlandığı hiçbir enerji koridoru sürdürülebilir değildir.
Türkiye’nin göz ardı edildiği hiçbir bölgesel istikrar projesi başarılı olamaz.
Bu durum, temenniden öte, değişen dünya düzeninin ortaya koyduğu bir stratejik gerçekliktir.
Ne var ki Avrupa Birliği, yıllar boyunca bu gerçeği görmezden gelerek günü kurtaran siyasi refleksler sergilemiştir.
Türkiye’nin üyelik süreci, teknik kriterlerden ziyade siyasi önyargılarla değerlendirilmiştir.
Açılması gereken fasıllar bloke edilmiş, yerine getirilmesi gereken yükümlülükler ertelenmiş, verilen sözler tutulmamış ve Türkiye’nin haklı beklentileri sürekli başka gündemlerin gölgesinde kalmıştır.
Bu yaklaşım yalnızca Türkiye’ye değil, Avrupa’ya da zarar vermiştir.
Çünkü Avrupa Birliği, Türkiye’yi bekleme odalarında tutarken kendi stratejik ufkunu daraltmıştır.
Türkiye’yi dışarıda bırakarak Avrupa’nın daha güçlü olacağını düşünenlerin bugünkü güvenlik ve istikrar sorunlarına yeniden bakmaları gerekmektedir.






Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!
Yeni Bir Yorum Bırakın